Başkanın Mesajı

Mesajlar

 Değerli Dostlarım,
 Sizlere, “Dostlarım” diye hitap etmekten, sizleri bu şekilde selamlamaktan onur duymaktayım. Yüksek malumlarınız olduğu üzere, aynı düşünsel ve duygusal gerçekleri paylaşan, yaşayan insanlara “dost” denir. Mensubu olmakla gurur duyduğumuz bu Yüce Millet’e yapacağımız kutsal hizmete, BİLİM DÜŞÜNCE STRATEJİ DERNEĞİMİZ aracılık edecektir. Büyük Allah’ın bu hizmet imkanını Derneğimize nasip etmesini diliyorum.

 Derneğimizin kısa adı BİLDER’dir.

 Değerli Dostlarım;

 Derneğimize, BİLİM DÜŞÜNCE STRATEJİ DERNEĞİ adını olarak koyduk. Çünkü, bu Derneğin bir tek amacı vardır, o da yüce Türk Milletini, uluslararası camianın eşit haklara sahip şerefli bir üyesi yapmak için çağdaş uygarlık seviyesine çıkaracak bilimsel düşünce sırtratejisini hazırlamaktır Bu nedenle, derneğimizin tek amacı, gençliğimizi, yetişkin nesillerimizi, kısaca mevcut ve gelecek kuşaklarımızı yaratıcı bilim düşünce ve ülküler etrafında kalkınmış, uygar, üreten bir Türkiye hedefine yönlendirmektir. İçinde yaşadığımız çağ, bilgi ve üretim toplumu çağıdır. Burada en büyük güç, en etkin araç yaratıcı üretim bilgisine erişmektir. Bu çağda, yaratıcı bilgi üretemeyen milletler, üreten milletlerin hizmetkarı alacaklardır. Yaratıcı üretim bilgisinin tek kaynağı bilgi üreten bilgi sistemidir. Bilgi üreten bilgi sistemi, hücre üreten kök hücre gibi, üretici bilgi üreten bilimsel düşünce sistemidir.

 Bundan sonra Derneğimiz gibi, hepimiz, her Türk insanı, tek bir görev üstlenmelidir Bu görev, kalkınmış büyük Türkiye’yi kuracak üretici bilimsel düşünce sistemini, kutsal bir misyon, ulusal bir kimlik gibi yaratma görevidir. Bu düşünceyi, bu ülküyü bir diriliş, bir kurtuluş, bir varoluş sebebi olarak yaşamak en büyük milli görevimiz olmalıdır. Yaratıcı bilim, üretici düşünce, kalkınmış Türkiye ülküsü, beynimizi, gönlümüzü yanık bir sevda gibi sarmadıkça, bu büyük millete, bu kutsal vatana borcumuzu ödemiş olamayız. Bu borcu ödemezsek 30 yıl, 50 yıl, 100 yıl sonra doğacak torunlarımız belki de kendilerini yoksul ve fakir hissedeceklerdir. Düşününüz, torunlarımıza, gelecek nesillere miras olarak bundan daha büyük bir zillet bırakılabilir mi?

 Değerli Dostlarım;

 Üretimin ilk şartı istemek, ikinci şartı ise çok çalışmaktır. İsteyen herkes düzenli ve rasyonel çalışırsa, bilgi üreten bilgiyi, bilimsel bilgiyi, yaratıcı üretim düşüncesini mutlaka bulur. Unutmayalım ki, Almanya, İngiltere Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya yaratıcı üretim bilgisini böyle buldu. Hiç şüpheniz olmasın ki, onlar Türk’lerden daha zeki değildirler, bizden farkları, sadece istemek ve rasyonel çalışmaktır. Şimdi görüyoruz ki, Güney Kore de yaratıcı üretim bilgisini bulmuş durumda. Amerikalı, akıllı telefon IPHONE’u bulurken, onun hemen ardından Güney Koreli de SAMSUNG’u buldu, unutmayalım. Büyük milletlerin büyük düşünürleri, çığır açan bilim ve sanat adamları, filozofları, şairleri, romancıları, ressamları, müzisyenleri, hatta sporcuları vardır. Bunlar, bu nitelik ve yeteneklerle doğmadılar. Bunlar evvela istedikleri, sistemli, bilinçli, ısrarlı çalıştıkları, sonra da desteklendikleri, teşvik edildikleri için büyük oldular. Ayrıca şöyle bir bakalım, büyük filozofları, bilim ve sanat adamları, düşünürleri olan milletler, aynı zamanda büyük üretim sistemleri kurmuş, kalkınmış milletlerdir.

 O halde, biz de vakit geçirmeksizin eş zamanlı olarak bir yandan uluslararası ünde bilim ve sanat adamlarımızı, filozoflarımızı, düşünürlerimizi yetiştirirken, diğer yandan da kalkınmış büyük Türkiye hedefini gerçekleştirecek yaratıcı üretim bilgi ve sistemini kurmak zorundayız. Ne var ki, devlete egemen zihniyet ülkemizde böyle bir anlayışa sahip olmadığı için yıllarımız, düşünce ve yaratıcı beyin gücümüz, heba olmuş, büyük zorluklarla sahip olduğumuz sınırlı ekonomik gücümüz, yetersiz sermayemiz de taşa toprağa gömülmüş, sonuçta çarpık bir şehirleşmeden başka elimize hiç bir şey geçmemiştir. Oysa yukarıda adlarını saydığımız kalkınmış endüstri ve bilgi toplumu düzeyine erişmiş milletler, bir yandan uluslararası ünde bilim ve sanat adamları, filozof ve düşünürlerini yetiştirirken, öbür yandan da sermaye ve işgüçlerini stratejik milli sanayileriyle ulusal harp sanayiine yöneltmişlerdir.

 Bu durumda artık ülkemiz, vakit geçirmeden bir yandan stratejik mal ve hizmet sanayii ile bilgi sanayiine, diğer yandan da milli sınırlarımızı, kutsal vatanımızı, büyük milletimizi dış güçlere karşı koruyacak milli harp sanayine yönelmeli, bu yöndeki yatırımları hızlı bir şekilde gerçekleştirip, tamamlamalıdır.

 Değerli Dostlarım;

 Milletler, büyük düşünce, bilim, strateji ve ekonomik güç ile büyük millet olurlar. Türk milleti tarihte hep büyük millet olmuştur. Bu nitelik Türk Milletinin milli ve tarihi niteliğidir. O halde, Türk Milleti bugünde, bu milli ve tarihi niteliğine uygun olarak bilim, sanat, felsefe,düşünce, strarateji alanında, uluslararası düzeyde düşünür ve fikiradamlarını yetiştirme, ekonomik yönden de bir dünya devleti olma misyonunu derhal üstlenmeli, bu hedeflere ulaşmalıdır.

 Derneğimiz, Türk insanının bu hedeflere yönlenip ulaşmasını özendirme, dünya çapında bilim, sanat ve fikir adamı yetiştirmesine düşünsel katkıda bulunma, Türk Milleti’nin de bilim, sanat ve strateji üreten milletler camiasına katılmasına hizmet etme amacıyla kurulmuştur. Bu bağlamda Derneğimiz, üniversite öğrencileri ile üniversite mezunu gençlerimize, lisans ve lisansüstü eğitim ve öğrenimlerinde gerekli özendirme ve desteği vermeyi büyük bir görev saymaktadır.

 Derneğimiz bu amaçla 45 konuda ihtisas komisyonları kurmuş ve çalışmalarına başlamıştır. Her komisyon kendi içinde gerektiğinde alt komisyonları da oluşturmaktadır. Bunların her birinde konusunda uzman 5 arkadaşımız yer almış bulunmaktadır. Değerli Dostlarım, Derneğimiz siyasi bir kuruluş değildir. Ancak, insanımızın siyasal açıdan kendi tarih, kültür ve insan dokusuna uygun hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik bir toplum yapısında yaşaması genel arzumuzdur. Bu bağlamda, bazı yönlerden liberal demokrasinin, bazı yönlerden de muhafazakar demokrasinin unsurlarından oluşan milli bir siyasal yapı, hiç kuşkusız büyük Milletimizin tarih, kültür ve insan dokusuna en uygun düşecek bir siyasal modeldir. Dolayısıyla, hukukun üstünlüğüne, kuvvetler ayrılığına dayalı demokratik yaşam, Türk Milletinin ve Türk insanının onuruna ve haysiyetine yaraşır en ideal siyasal yaşam modelidir . Bu modelde devleti oluşturan yasama, yürütme ve yargı organları birbirlerini engellemeden, uyumlu bir denetleme ve denge içinde görevlerini yaparlar. Hiç şüphesiz, bireysel ve sosyal hak, özgürlük ve adaletin kurulması ve korunmasında en önemli organ olan yargı organı, diğer iki organa karşı mutlak bağımsızlığını korumalıdır.

Prof. Dr. Fikret EREN          

Başkan         

Bilim, Düşünce ve Strateji Derneği